AŞIK “ŞENLİK BABA” NIN ESERLERİNDE PSİKOLOJİK UNSURLAR

 

Aşık Şenlik 19. asırda Kafkas kültür dairesinde yetişen önemli şahsiyetlerden biridir. Türk kültürüne hizmetleri ve bölgenin istikbaline katkılarından dolayı üzerinde çok yönlü araştırmalar yapılması yeni nesilin görevidir. Bugüne kadar yapılan araştırmalarla hayatı ve eserleri, edebi etkileri, mücadeleci şahsiyeti üzerinde durulmuştur. Ancak tahlile yönelik araştırmalar bu araştırmaları tamamlayacaktır. ,

Aşık Şenlik, bazı araştırmacılara göre 1848, bazı araştırmacılara göre ise 1850 yılında Çıldır ilçesinin Suhara (Yakınsu) köyünde dünyaya gelmiştir. karapapak boyuna mensuptur. Atalarının Azerbaycan’ın Borçalı Kazak bölgesinden geldiği tahmin edilmektedir. Anasının adı Zeliha, babasının adı Molla Kadir’dir. (Aslan, 1975)

Herhangi bir örgün eğitim kurumuna (medrese) devam etmediği halde yaşadığı dönemin yaygın eğitim imkanlarından yararlanarak kendisini yetiştirmiş olan Şenlik Baba eserlerinde yansıttığı engin kültürü informal olarak kazanmıştır. Eserlerinden anlaşılacağı gibi Aşık Şenliğin yaşadığı çevrede Kafkaslardan gelerek Anadolu’da etkili olan çok zengin bir Halk Kültürü kuşaktan kuşağa aktarılarak yaşamaktaydı. Şenlik aşık meclislerinde dinlediği bölge aşıklarından, köydeki odalarda yapılan sohbetlerden ve okunan cenk kitaplarından, camide yapılan dini eğitimden üstün zekası sayesinde çok iyi faydalanmıştır. Dini, tarihi ve edebi bilgisini dehasıyla yoğurarak eserlerine yansıtmıştır.

Köy hayatının günlük işleri arasında çobanlık ta yapan Şenlik, 14-15 yaşlarında iken ördek avına gittiği günlerden birinde ikindi vakti daldığı derin uykudan ertesi gün uyandığında söylediği şiirlerle bade içerek “Hak Aşığı” olduğunu ifade etmiştir. “Şenlik” Mahlasını da bu şiirlerde kullanan aşığın asıl adı Hasan’dır. (Erdener, 1960)

Bu olaydan sonra Suharalı Hasan çevrede “Aşık şenlik” olarak tanınmaya başlamıştır. Kısa sürede “Hak aşığı” olarak ün salmıştır. Aşıklık alanında görgüsünü ve bilgisini arttırmak üzere o zaman bilinen aşıklardan Hasta Hasan’ın çırağı Aşık Nuri’nin yanına giden Aşık Şenlik orada saz çalmayı öğrenmiştir.  (Aslan, 1975)

Düğünlerde, toplantılarda çalıp söyleyen Şenlik bölgenin en sevilen ve aranan aşıklarından biri olmuştur. Atışmalarıyla, tamamen irticalen söylediği hikaye ve şırleriyle yeteneğini ve gücünü ortaya koymuştur. Şenlik Baba namıyla ün salan aşık günümüze kadar çok sayıda aşık üzerinde etkili olmuştur.

1912 yılında Revan’da yapılan bir yarışmada yenilgiye uğrattığı rakipleri tarafından vadeli zehir verilerek zehirlenen Şenlik en verimli çağında hayata veda etmiştir.  (Kırzığılu, 1942)

Bu tebliğde Aşık Şenliğin Şiir ve hikayelerinden hareketle Kafkas Halk kültürünün Psikolojik boyutlarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Kafkasya bölgesi çeşitli kavimlerin ve boyların harmanlandığı bir coğrafya olarak insan ilişkilerinin sıcaklığı, yoğunluğu ve sertliği bakımından davranış bilimleri açısından incelenmesi gereken bir bölgedir.

Bir milletin hayatında o milletin milli varlığını oluşturan kültürünün özünden birşey kaybetmeksizin geliştirilmesinin önemi büyüktür. Çünkü bir milleti diğer milletlerden ayıran kültür unsurlarıdır. Bunlar milli yapıya bağlı kalmak şartıyla işlenip geliştirilebilir. Değişik ilimlerin değerlendirme ve yorumlarıyla incelenebilir.  (Kurt, 1990)

Kafkas halk kültünün yansıtılması açısından Aşık şenliğin eserlerinin tercih edilmesinin iki sebebi vardır. birincisi; bu eserlerin çok iyi biliniyor almaları, yani halk hafızasında yaşayabilmeleri; ikincisi, Kafkas halk kültürünü çok iyi yansıtıyor almaları.

Bu tebliğde Psikolojik unsurlar olarak; duygular ve güdüler, gelişim ve eğitim, Soyaçekim ve çevre, Kişilik ve uyum ile kişiler arası ilişkiler ele alınmıştır. Tebliğ boyutunda bu sınırlandırma yapılmıştır.

Rüya-yı kalemde yattığım yerde
Neçe yüzmin hayal güşuma geldi
Üğbe üğ cismime saldı bir ateş
Sevdiğim salatın düşuma geldiAynına  geymişti gaflet lüzumu
Kör oluban açmayaydım gözümü
Bir tagayyır keyfte gördüm özümü
O kadar möhübbet hoşuma geldiŞenlik em hakine gettim yüzünen
Bir kelme danıştım şirin sözünen
Hayıt ki bakmadım kıyar gözünen
Sürahi gameti karşıma geldi.

Yığılan ahbaplar yaren yoldaşlar
Bir sağalmaz derde düştüm bu gece
Hikmet-i pir ile ab-ı zülalden
Kevser bulağından içtim bu gece

Kudret mektebinde verdiler dersi
Zahirde göründü arş ile kürsü
Hıfzımda zapt oldu arabi farşi
Lügat-i imrani  seçtim bu gece

Sefil Şenlik haktan buldu kemali
Bu fikirle vasf-ı halin demeli
Bedirlenmiş gördüm güzel cemali
Tagayyır hal oluf şaştım bu gece
İster ihtiyar ol ister nevcivan
Bu dünyada baki kalan öğünsün
Meraksız, fikirsiz, gamsız her zaman
Başatan şad olufgülen öğünsün

Mademki dilin lal imiş ne üçün alıfsan sazı
Derununda dere eyleyip düşünüp deseydin sözü
Özünü bilmez bedasıl cismime salıfsan közü
Ustadıma tan edenin hemişe garadı yüzü

Ülkemizde milli kültür ürünleri üzerinde Psikolojik tahliller yapma eğilimi son yıllarda görülmeye başlanmıştır. Birçok alanda olduğu gibi Türk aydını bu alanda da yeni yeni bilinçlenmektedir. Yeni nesillerin milli kültür değerlerimize karşı azalan ilgilerinin yeniden arttırılmasında davranış bilimleri açısından yapılacak değerlendirmelerin etkili olacağına inanıyoruz. Tebliğin bu doğrultuda etkili olmasını temenni ediyorum.

Aşık Şenliğin eserlerinde psikolojik unsurların yoğunluğu hikayeleri ve şiirleri dinlerken veya okurken hemen hissedilmektedir. Şenliğin şiirlerini müzik eşliğinde seslendiren aşıkların bölge halkı tarafından tercih edilip aranması bunu kanıtlamaktadır.

Prof. Dr. Ensar Aslan’ın doktara çalışması olarak yayımlanan eserin giriş kısmına almış olduğu dörtlük psikolojik unsurlar açısından yoğunluğu yansıtan tipik bir örnektir.

Yukarıdaki dörtlükte Şenlik Baba, yaşlı ve genç her insanın ölümlü olduğunu; insanların her zaman neşeli ve mutlu olmalarının mümkün olmadığını; bunun yanında gam ve kederin insanlar için var olduğunu çok veciz bir şekilde ifade etmiştir. Bu ifadeyi ancak insanı çok iyi bilen biri kullanabilir.

Ölüm düşüncesi yanında mutluluğu arama eğilimini yansıtan bu dörtlük üzerine konferans verilebilir. Ancak biz bu eğilimin temelindeki güdülere değinmekle psikolojik boyutu irdeleyeceğiz. Bireyi biyolojik, sosyal ve psikolojik bir ihtiyaçla ilgili amaçlı bir davranışa yönelten iç etkilere güdü adını veriyoruz. Herhangi bir güdünün engellenmesi veya gereklerinin yerine getirilmesi durumunda bireyde meydana gelen haz ve elem cinsinden intibalara ise duygu adını veriyoruz. Şenlik insan hayatında önemli bir yer tutan duygu ve heyecanları çok yoğun olarak yaşamış; bu duyguları eserlerine yansıtmıştır.

Gel sennen vefadar olah gezme kenar sevdiğim
Gameti camçırah daşı, gaddi fenar sevdiğim
Her hışmın kar etti cana, gazabın yıhdı meni
Dürri yekte kemandarsan, ehli hüner sevdiğim

Ela gözlüm meni mecnun eyledin
Humarranıf şerhoş bahma bir yana
Men ezzinem bir yana
Tara zülfün bir yana
Bir od saldın üreğimin başına
Gorhuram ki bir alışa bir yana
Eğer bend olmasam zülfün teline
Baş götürrem bu ölkeden bir yana

Burada hepsine yer veremediğimiz çok sayıda dörtlükte ve mısrada sevgiye geniş yer veren Şenliğin hikayelerinde de ana temalardan biri sevgidir. Hikayelerdeki erkek kahramanlar Latifşah, Sevdakar Şah, Salman Bey kendileri gibi soylu tabakadan kadınlara tutkuyla bağlanmışlardır.

Hikayelerdeki kahramanlar, kendi hayatındaki aşık olma olayına benzer bir olay sonucunda aşık olmakta, sevgililerinin uğrunda zorlu maceralara atılmaktadırlar. Çok iyi bir hikaye müsannifi olan Şenlik olayların geçtiği mekan ve zaman konusunda da duyarlıdır.

Psikoloji biliminin önemli konularından biri olan gelişim ve eğitim süreçleri konusunda da Şenliğin tutarlı tesbitleri vardır. Bir kız çocuğunun ana rahminden başlayıp mezara kadar devam eden gelişim sürecini;

 

Yandaki bir bölümü verilen 14 dörtlükten oluşan şiirinde çok iyi ifade etmiştir.

Şenliğin hikayelerindeki erkek kahramanların doğumlarıyla ilgili olaylara verilen önem ve yetişmeleriyle ilgili tutumlar da ilginçtir. Mesala Latifşah tek başına eğitilmemekte, bir grup aynı yaştaki çocukla birlikte eğitilmektedir. Bu anlayış günümüzde de geçerlidir. Çocuklar başka çocuklarla birlikte bulunduklarında daha kolay eğitilmekte, sosyal yönden daha sağlıklı gelişmektedir.

Hikayelerde çocukların eğitiminden sorumlu olanlara gösterilen saygı da eğitim açısından önemli bir geleneği vurgulaması açısından önemlidir.

Şiirlerinde öğretici unsurlara da çok yer veren Şenlik; davranışlarıyla ve sözleriyle herkesi etkileyebilmiş bir şairimizdir.

Ana rahminden dünyaya gelende
Yeni tıfıllanır taze kız olur
Üç yaşından beş yaşına varanda
Goyma gomşulara o bir söz olur

Gözel olan beş yaşında öğülür
Yedisinde gonca gülden sayılır
Sekizinde hilal kaşlar eğilir
Vechi bedirlenir, humar göz olur.

Onbeşinde likap altta beslenir
Onaltıda adı şanı seslenir
Onyedide elçi gelir istenir
Mezat bulur müşterisi yüz olur.

Kırküçünde gizli söyler sırrını
Kırkbeşinde gözden salar erini
Ellisinde “nene” diyer torunu
Toylar mutfağında hep aşbaz olur

Yetmişüçde zeher olar yemeği
Yetmişbeşte gözden çıhar emeği
Sekseninde geyer keten köğneği
Donu çitten eğinceği bez olur.

Doksanbeşte Şenlik söyler sözleri
Yüz yaşında çıkar kuzu dişleri
Baş yastığı olur ocak taşları
Tüstü değer, var endamı his olur.

Manasız mantıksız sözü bilmenin faydası ne
Az anlayıp çok söyleyip gülmenin faydası ne
İtibar dediğin elde bir muhalif şişedir
Beyhude kaldırıf taşa çalmanın faydası ne

Bilde tekbir gabul olmaz niyazı mağfirete
Galbe tastik eşlemektir sıdk ile itikata
Ab-ı umman kenarında baş eğip ibadete
Turabtan teyemmüm alıp gılmanın faydası ne
Biçare pervane bilmez kasti sitem olanı
Garazı gazzap şamına başı candan dolanı
İste seni isteyeni tanı gadir bileni
Hürmetsiz teklifsiz yere gelmenin faydası ne

İlacı namümkün olur başa gelen gaderin
Haşre dek acısı gitmez ihtiyacı kederin
El içinde şöhret bulan şerafetli pederin
Mülkünde nahalef evlat kalmanın faydası na

Sefil Şenlik aşk ucundan düşüp gaflet habına
Derinununde mülheza-yı derç eyler hesabına
Reyis-i nadan sefine düşer gam girdabına
Dalgası şaşkın deryaya dalmanın faydası neSeyragıfıbu mecliste görende
Başına bir tufan tutmak isterem
Ya onu bu yerden sürgün eyleyin
Ya men bu diyardan itmek isterem

Bel bağlama aslı hariç olana
Yaman günde seni verer talana
Men sarrafam lal kadrini bilene
Aşgın metahını satmak isterem

Sefil Şenlik eserlenip duranda
Hakkın ismi ezber oluf Guran da
Aşkın ülüzgarı  manga vuranda
Şeyda bülbül kimi ötmeh isterem

Bir köy düğününde Aşık Kılıçcı Mustafaya söylediği sözleri incelediğimiz zaman çok sinirli olmasına rağmen hicvetme konusunda ne kadar güçlü olduğunu görmek mümkündür.

Ey aşık düşün sözünü seni müşkül hal eylerem
Gurudur nutku nefesin elfazını lal eylerem
Min tümenlik fiyetini endirer bir pul eylerem
El içinde itkin salar meskenini çöl eylerem.

Baharda tüyün dökende benzersen bir gırhıh taya
Akrep olsan esma ohur döndererem tosbağaya
Gul Şenlik’in bu töhmeti dohunsa dağı eridir
Zebun kestenkele kimi süysününü gıl eylerem

Aşık Şenlik hikayeleri, şiirleri ve davranışlarıyla Kafkas Türk Halk Kültürünü yaşatma konusundaki katkılarıyla ve örnek kişiliği ile yüzyıllar boyunca yaşayacaktır. Bir tebliğ sınırlaması içerisinde bu incelemenin bazı konularda yetersiz kalması kaçınılmaz olmuştur. İleride bu çalışmanın bir kitap boyunda genişletilmesi temennisiyle I. Kafkasya Milli Sempozyumu ve Aşıklar Şölenini tertip edenlere ve tüm katılımcılara saygılar sunuyorum.
KAYNAKLAR

Aslan, Ensar Çıldırlı Aşık Şenlik, Hayatı Şiirleri Hikayeleri. 1975 Ankara
Erdener, İslam. Aşık Şenlik divanı, Ankara, 1960
Kırzığılu, M. Fahrettin. Aşık Şenlik hakkında Tanrıdağı Dergisi 1. Cilt 9. Sayı 1942, Ankara.
Kurt, İhsan. Türk Atasözlerine Psikolojik Bir Yaklaşım. 1990.
Dr. Mehmet Zeki ILGAR
(Eline, diline, Bilgine sağlık – >)

www.asiksenlik.com

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir